| Bodrum, Datça, Bördübet, Akyaka |
|
Rotamız, Bodrum – Datça – BÖrdübet – Akyaka – Bodrum. Beklenti, hamak, şezlong, şemsiye, güneş, deniz, doğa, seyahat ve sıfır stres. İlk durağımız Bodrum’da kalacak yerle ilgili herhangi bir sorunumuz yok, aile saadeti orası bizim için, ama sizlere tavsiyem gürültüden uzak, biraz daha hayatın içinde 1-2 gün geçirmekse doğru adres Turgutreis. Küçük bir tatil kasabası havasında Turgutreis, Bodrum’a 18 km. mesafede. Bodrum – Turgutreis minibüsleri artık 24 saat çalışıyor. çevre koylara ulaşım da günboyu devam ediyor. Bir diğer alternatif ise Yalıkavak. Turgutreis’e oranla daha turistik bir ortam. Yine de güzel otelleri ve biraz daha hareketli yaşamıyla güzel bir alternatif. Bodrum’da yapılması gereken ilk şey tekne turu. Karadan ulaşamayacağınız, ulaşsanız da denizden gÖrmeyi tercih edeceğiniz cennet koylarıyla gerçek bir tatil ziyafeti. Karaada, Kleopatra Mağarası, Meteor, Camel Beach, Akvaryum Koyu gibi koylar duraklardan bazıları. 2 gün Bodrum’da kaldıktan sonra Pazartesi sabah feribotuyla Datça’ya geçiyoruz. Feribot günde iki kere, sabah 09:00 ve akşamüstü 17:00’da, çalışıyor. Feribot dedikleri aslında üsküdar – Beşiktaş motorlarının biraz daha büyüğü ve araba taşıyabileni. 20 – 25 araba kadar bi kapasitesi var, bu yolculuğu arabayla yaptığınızı varsaydığım için bileti Önceden almanızı tavsiye ederim. Hatta ben İstanbul’dan rezervasyon yaptırmıştım. Tedbirli olmak iyidir. Araç fiyatı 65 YTL, yolcu fiyatı 7,5 YTL. Yolculuk 2 – 2,5 saat sürüyor, eğer şanslıysanız yunuslarla beraber gidiyorsunuz. Feribottan inişte Datça’ya yaklaşık 7-8 km.lik bir mesafe kalıyor. Datça’nın merkezinde kalmak için her bütçeye uygun otel mevcut. Genelde oda kahvaltı düzeni var bu otellerde. İmkanı olanlar için bir de Öğretmen Evi mevcut. Zaten çok küçük bir merkezi olduğu için nerede kalırsanız kalın şehire hep yakın olacaksınız.
Bence, Datça’da gÖrülmesi gereken iki yer ve yapılması gereken bir şey var. GÖrülmesi gereken ilk yer Eski Datça. Merkezden kalkan minibüslerle ulaşabileceğiniz bu yer her haliyle tam bir yaşayan müze. Eksi evler, eski sokaklar, eski bir kÖy kahvesi ve Can Yücel’in anısı.
Gidilmesi gereken diğer bir yer ise Palamut Bükü koyu. Burası merkeze 30 km. kadar uzaklıktaki bir doğa harikası. Harikalığı denizinden kaynaklanmakta. Fotoğraflardan da gÖrebileceğiniz gibi açıktan koyuya doğru geçen mavilikteki pırıl pırıl denizi inanılmaz. Datça’ya gidildiğinde yapılması gereken şey ise mutlaka bir akşam yemeğini Fevzi’nin balık restoranında yemek. İnanılmaz lezzetteki çeşit çeşit mezeler tadılmadan gelinirse gerçekten yazık olur. Hatta mezeleri yemekten balık yiyemeyecek duruma gelebilirsiniz, sorun etmeyin, başka yerde bulamayacağınız lezzetleri yuvarlamaktasınız. Bir ya da iki gece konaklamak Datça için yeterli. Daha fazlası biraz sıkıcı olabilir. Sıradaki hedef belki de Türkiye’nin en iyi saklanmış, en doğal ve en yeşil koyu BÖrdübet. Datça – Marmaris yolu üzerinde olan BÖrdübet’in iki girişinden birincisi Marmaris’e 20 km. kala küçük bir toprak yol, diğeri ise Marmaris’e 10 km. kala asfalt yol. İlk yol 6 km. uzunlukta olduğu için daha mantıklı. Datça – Marmaris yolu yeni haliyle gerçekten çok rahat olmuş. Hala virajlı ve yavaş gitmek gerekiyor ama yolun genişlemiş olması güvenliği çok artırmış.
BÖrdübet’de kalınabilecek sadece 2 yer var. Birincisi Golden Key BÖrdübet, diğeri ise Club Amazon. Birincisi bir butik otel, biraz pahalı, yarım pansiyon hizmet veriyor, ama orman içinde huzuru son noktasına kadar hissedeceğiniz harika bir mekan. Akşamları yapabileceğiniz tek aktivite ise çimlerin üstündeki, çamların altındaki şezlonglarda uzanmak !! 2 gecelik dinlenme tatilinden sonra sıra Gökova Körfezi’nin tam dibindeki Akyaka. Evlerinin mimarisiyle Önemli bir kültürel yÖne sahip olan Akyaka, küçücük, şirin bir sahil kasabası. Datça – Marmaris yoluna çıkıp Muğla’ya doğru yolu takip ediyorsunuz. Marmaris’ten yaklaşık 20 km. sonra karşınıza çıkan üçlü yol ayrımından karşınızda kalan Gökova tabelasını takip ediyorsunuz. Akyaka’da herkese uygun konaklayacak mekan bulunuyor. Bir tarafı orman, bir tarafı deniz, ortasında da yazlık siteler, oteller, restoran ve barlar bulunan Akyaka’nın diğer ilginç noktası denizle plajın bulunduğu yere akan ve buz gibi bir suyu olan Azmak Deresi. Derenin denizle buluştuğu yerde Eminönü’ndekileri andıran balıkçı tekneleri lezzetli balıklar sunuyor müşterilerine. Akşam yemeği olarak balık yemeyi düşünürseniz Azmak Deresi’nin kenarındaki restoranları tavsiye ederim. Hatta dayanabilecek gücünüz varsa Azmakkapı Restoran’da dereye ayaklarınızı sokarak yiyebilirsiniz. Biz sadece kahvemizi orda içebildik çünkü su gerçekten çok soğuktu. Akyaka için de 2 günden fazlasını Önermiyorum, ben şahsen daha fazla kalamadım. Bizim daha fazla zamanımız kalmadığı için Bodrum’a dÖnüş yoluna geçtik ama eğer zamanınız kalırsa Akyaka’dan yaklaşık 40 km. mesafedeki ama kötü bir yolu olan Ören’e uğrayabilirsiniz. Ören’e ayrıca Milas’tan da gidebilirsiniz. Dönüş yolumuz Muğla – Yatağan – Milas – Bodrum rotasından ibaret. Yaklaşık 3 saat süren bu yol sonunda Gökova Körfezi’ni bir uçtan bir uca gezmiş olduk. Yol üstünde uğrayabileceğiniz bir diğer yer de Mazı Köyü. Kimi insan tarafından çok sakin ve doğal bulunun Mazı, bazısı tarafından da çok sıkıcı bulunmakta. Karar tamamen size ait. Sitenin Anket köşesinde bulunan “Tatil deyince aklınıza ilk gelen şey” sorusuna cevabımız çok açık olarak “Gezmek, Seyahat Etmek”. Bir sonraki gezi projemizde tekrar gÖrüşmek üzere. Hoşçakalın. Emre Özaydın – Ağustos 2007
Yorum (0)
![]() Yorum yazin
|
| < Önceki |
|---|


